MENEKŞE VE YAŞAM DERGİSİ

12.07.2017 - Zayıflatılmış Verem Mikrobuyla Mesane Kanserine Savaş

Mesane kanserleri, idrar kesesinin içerisini döşeyen mukoza dediğimiz yapının anormal büyümesiyle seyrediyor. Hastalık, yüzde 90 oranında 55 yaş ve üzerindeki kişilerde görülüyor, ancak gençlerde de rastlanabiliyor. Mesane kanseri, Batı Avrupa-Kuzey Amerika’da, Doğu Avrupa ve Asya ülkelerine göre 10 kat daha fazla görülüyor. Endüstrileşmenin getirdiği sorunların bu fazlalıkta etkili olduğu belirtiliyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Özveri, erkeklerde hastalığın fazla görülmesinin, sigara içme oranının kadınlara göre daha yüksek olmasıyla ilişkilendirildiğine dikkati çekiyor. Dr. Özveri, hastalığın tedavisinde mesane içine serum fizyolojik ile sulandırılmış ve zayıflatılmış verem mikrobu verildiğini, 6 hafta süren bu tedavinin mesane kanserlerinin bazı türlerinde etkili olduğunu belirtiyor.

Mesane kanseri hakkında merak edilenler hakkında bilgi veren Dr. Hakan Özveri, bu konuda sık sorulan soruları yanıtladı:

Mesane kanseri neden oluşuyor?
Sigara, hastalığı 2-3 kat fazla ortaya çıkartıyor. İçilen sigara miktarıyla risk artıyor, aşırı tüketim halinde hastalık, içmeyenlere göre 5 kat fazla görülüyor. Bilimsel çalışmalar var, sigara tüketimi erkeklerde meydana gelen mesane kanserinin yaklaşık yüzde 50’sinden, kadınlardakinin ise üçte birinden sorumlu. Sigara tüketimi bırakıldığında, mesane kanseri riski yüzde 30-60 oranında azalmış. Nasıl oluyor da sigara mesane kanserine neden oluyor? Sigaranın sebep olduğu hasar, DNA içeriği dediğimiz vücuttaki hücrelerin ana yapı taşının içeriğini bozuyor. Hücre doğuyor, büyüyor, yaşlanıp ölüyor ve tüm bunlar kontrol içinde oluyor. Bu, askeri düzeni bozuyor. Hücrede “öl” emri ortadan kalkıyor, daha uzaktaki başka organların başka hücrelerine yerleşmeye çalışıyor.

Sigarada, 4 bin dolayında bildiğimiz zararlı kimyasal var. Bazıları da özellikle 43 tanesi, kanserin ilerlemesine yol açıyor. Bu toksik maddelerin bazıları, amonyak, terebentin, kadmiyum, böcek ilaçları, naftalin, hidrojen siyanür, bazı deterjanlar kanseri tetikleyen özellik gösteriyor. Sigaranın içindeki bazı maddeler de kanser gelişimine neden oluyor. DNA içeriği bozuluyor, mesaneden kana, idrara, idrardan da mesanenin içine girip hasara yol açıyor, tümör oluşuyor, kanserli hücre yığınları oluşuyor.

Mesane tümörü nasıl tespit ediliyor?
Mesane tümörü tespitinde ultrason ve sistoskopi yapılıyor. Hücre tipine göre de mesaneyi koruyucu tedaviler yapılıyor. Mesaneyi almayı gerektirecek bir durum varsa derin tabakalara işlemişse, bağırsaktan yeni bir mesane yapılıyor. Mesane kanseri ameliyatından sonra, hastada önemli hayat tarzı değişiklikleri de kaçınılmaz oluyor. Ameliyattan sonra kişinin sigara içmemesi gerekiyor, hatta sigara içilen yerlerde bile bulunmaması önem taşıyor. Eğer mesane kanseri derin tabakalara inmediyse, bazı ilaçların mesane içine uygulanması gerekiyor. Bu uygulamalar, mesane kanserinin tekrarını ve ilerlemesini önlüyor. Mesanenin içinde tümörün bulunduğu yerde kazıma işlemi yapılıyor ve hastalığın ilerlemesi önleniyor.

mesane kanseri

"Erkeklerde 7’nci, kadınlarda 17’nci sırada görülen kanser türü."

Mesane kanserini artıran risk faktörleri nelerdir?
Sigaranın içilmesi çok kötü, hiç içmemek daha iyi! Sigara bırakılırsa, 1-4 yıl içinde kanser riskini yüzde 30 azaltıyor.

Sigarayı bırakmanın üzerinden 25 yıl geçerse yüzde 60 oranında azalıyor. Mesane kanserinde ikinci en önemli risk faktörü, mesleki maruziyettir. Ülkeden ülkeye değişiyor ama bazı kimyasal kauçuklar, boya endüstrisinde kullanılan bazı aromatik aminlere maruz kalan kişilerde son derece etkili. Polisiklik aromatik hidro-karbon denilen maddeler var; alüminyum, kömür, çatı malzemelerinde kullanılıyor. Bunlar mesane kanseri yönünden riskli gruplar. Boyacılar ve kuaförler, bu tip maddelerle fazla temas ediyor.

Bunun yanında diğer faktörler de sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek, başka bir nedenle karında bir bölgeye radyoterapi uygulanması, yine başka bir nedenle siklofosfamid denilen bir kemoterapi ilacını kullanmak da mesane kanseri riskini artırıyor.

Beslenme tipi, mesane kanseri riskini artırıyor mu?
Bununla ilgili çalışmalar var, meyve-sebze alımı azsa bir miktar risk artıyor. Bu nedenle bol bol tüketmek gerekiyor. Mesane kanserinden korunmada sarımsak, A vitamini önleyici etkiye sahip. Bazı bilimsel çalışmalarda ve küçük hasta gruplarında A, C, E, D vitamini ve çinkonun yüksek dozda kullanılması durumunda mesane kanserli hastalarında, tekrarında azalma rapor edilmiş ama bunlar çok güçlü kanıtlar değil, daha büyük çalışmalara ihtiyaç
var.

Kahve tüketimi ve tatlandırıcı kullanımıyla mesane kanseri arasında ilişki var diyen çalışmalar olsa da tam net değil, bunların etkisini tespit etmek çok zor. Bu çalışmaları yapmak teknik olarak zor! Kahve içmek, sigara ile birlikte yardımcı etki gibi ya da asıl neden olan faktörü artıran bir yönü var. Belki sigara tüketimini de kahve içmek artırıyor.

Mesane kanserinin tedavisinde neler yapılıyor?
Kanserin önlendiği hastaların bir kısmı, ilerleyen zamanlarda tekrar hekime geliyorlar. Ameliyatlarda orijinal organın korunması büyük önem taşıyor. Ancak bazı hastalarda ameliyat yeterli olmayabiliyor. Bu durumda kemoterapi, ilaç tedavileri ve ışın tedavileri yapılıyor. İncelemelerde görülen hücresel düzeydeki kanser hücrelerinin nde yok edilmesi amaçlandığından, kemoterapi ve radyoterapi verilebiliyor.

Tedavide kemoterapi ilaçları da uygulanıyor. Bu ilaçlar sulandırılarak mesane içine veriliyor. Erken evrede yakalanan tümörlerde yapılıyor. Hastalık ilerledikçe de bu tedavilerin damardan verilip uygulanması gerekiyor. Yayılmış hastalıkta kemoterapinin sistemik olarak verilmesi gerekiyor. Radyoterapi de gerekirse uygulanıyor. Mesane kanserinin bazı tiplerinde ise zayıflatılmış verem mikrobu kullanılıyor. Bu da tedavide oldukça etkili oluyor. Verem mikrobunun zayıflatılmış hale getirilmiş hali, mesaneye serum fizyolojik ile sulandırılıp veriliyor. Yaklaşık altı hafta sürüyor, mesane kanserlerinin bazı tiplerinde çok etkili, hastalığın ilerlemesini engelliyor.

Doç. Dr. Hakan Özveri
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi
Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

İletişim
© 2015 Türkiye Kanserle Savaş Vakfı - Tüm Hakları Saklıdır